1. Gün – İstanbul’a varış

Türkiye Efsaneleri – Türkiye Turu için sizi havaalanından otelinize transfer ediyoruz. Bugün için tur planımız yok, otele yerleşip günün geri kalanında çevreyi keşfetmek için dolaşabilirsiniz yada istirahat edebilirsiniz.
İstanbul’da iki havaalanı var. İstanbul Atatürk Havalimanı şehir merkezine 20 km, Sabiha Gökçen havaalanı şehir merkezine 55 km uzaklıktadır. Atatürk Havalimanı’ndan otelinize transfer dahildir, Sabiha Gökçen havaalanına varırsanız transfer ücretleri için lütfen bizimle iletişime geçin.

İstanbul'a varış

2. Gün – İstanbul Şehir Turu

Sabah 08: 30’da eski İstanbul’u keşfedebileceğiniz bir günlük tur için sizi otelinizden alıyoruz.
Pierre Loti: Fransız yazar ve deniz subayı olan asıl adı Louis Marie Julien Viaud olduğu halde ülkemizde Pierre Loti (1850-1923) tanınan yazarın kurgu romanlarıyla ünlü olduğu ve adını alan kahvehaneye ulaşırken teleferikten Haliç’in muhteşem manzarasının keyfini çıkarıyoruz. Bu nostaljik mekanın çekiciliği yanında panoramik Haliç manzarası mekana orjinallik katan etkenlerden biri.
Boğaz Turu: Karadeniz’i ve Marmara’yı birbirine bağlayan Boğaziçi olarak bilinen ünlü ve tarihi su yolunu keşfe çıkıyoruz. Burada sahil boyunca zarif yalılar, saraylar, köşkler ve Osmanlı döneminin izlerini taşıyan diğer yapıları denizden gözlemleyeceğiz.
Rumeli Hisarı (Denizden): İstanbul’un fethinden önce şehrin denizden yardım almaması ve sonrasında ise denizden gelebilecek tehlikelere karşı korunabilmesi için Fatih Sultan Mehmet tarafından 1451’de yaptırılmıştır. Hisar ilk günkü haliyle çok iyi korunmuştur ve görkemli manzarasıyla herkesi büyülemektedir.
Marmaray: İstanbul’un deniz altından geçen büyük demiryolu sistemi, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait kalıntıların bulunması nedeniyle ortaya çıkan 4 yıllık inşaat gecikmelerinin ardından Ekim 2013’te tamamlandı ve açıldı. Avrupa ve Asya kıtaları arasında, İstanbul boğazının altındaki deniz tabanı üzerinde bir denizaltı tünelinde trenle bağ sağlar. Denizaltı tüneli fikri, 1860 yılında efsanevi bir Osmanlı padişahı tarafından tasarlanmış ama hayata geçirilememişti. Bugün İstanbul’un iki yakasını birbirine bağlayan en önemli ulaşım imkanlarından biri olan Marmaray depreme dayanıklı olarak tasarlanmış ve iki kıtayı birbirine bağlayan dünyanın ilk sualtı tüneli niteliğindedir.
Rüstem Paşa Camii: Bu görkemli ama şaşırtıcı derecede küçük olan cami, ünlü Osmanlı mimarı Mimar Sinan tarafından tasarlandı. 1561-1563 yılları arasında inşaatı yapılan cami, muhteşem çiniler ve geometrik düzenlemelerle kaplı olan mihrabı ile ünlüdür. Minber, duvarlar ve iç sütunlar herbiri ayrı ayrı zarif sanat eserleri ile donatılmış durumdadır.
Şehir Surları: Kentin surları, kenti karadan ve denizden gelebilecek saldırılardan korumak için tüm şehrin etrafını çevirmiştir. İnşaası ilk olarak Büyük Konstantin tarafından yaptırılmış ve kent genişletildiğinde yapılan Theodos surları ise 5. yüzyılda inşa edilmiştir.
Yerebatan Sarnıcı: Bu etkileyici yapı, 532’den sonra Büyük Saray ve yakınlardaki binalar için su temin etmek üzere inşa edilmiştir. Yüzyıllar içinde bu yapı unutulup gitmiş, ancak 16. yüzyılın ortalarında Bizans anıtlarını bulmak için görevlendirilen Petrus Gylius tarafından yeniden keşfedilmiştir. Gylius yerel halkın su almak için evlerinin tabanındaki deliklerden kovaları indirdiklerini fark ettikten sonra, bu suyun kaynağı olan gizemli yeraltı mimari harikasına bir giriş buldu ve haritaya koydu, yaklaşık 10.000 metrekare genişliğinde olan ve 336 Mermer Kolonun desteklediği alanın yüksekliği dokuz metredir.
Ayasofya Müzesi: Ayasofya, Konstantinopolis’in en önemli Hıristiyan kilisesiydi ve genel olarak tasarımı, özel olarak geniş ve iyi ışıklandırılmış büyük kubbesi ile dünyada bir ilkti. İmparator I. Justinian tarafından yaptırılan ve dünyanın dört bir tarafından taşınan malzemelerle inşa edilen yapı Konstantinopolis’in Osmanlı’ya düşmesinden ve İstanbul adını almasından sonra camiye dönüştürüldü. Daha sonra cumhuriyet döneminde Ayasofya 1935 şubatında farklı kültürlerin mozaiğinin sergilendiği konseptte bir müzeye dönüştürüldü.
Sultanahmet Cami: İstanbul’un tarihi bir semtinde bulunan Sultanahmet Camii, altı zarif minare ile benzerlerinden ayrılırken, cami 1609-1616 yılları arasında Sultan Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Sultanahmet Camii mavi, yeşil ve kırmızı renklerle üretilmiş ve boyanmış ünlü İznik çinileriyle dekore edilmiştir. Ünlü Hattat Seyyid Kasim Gubari’nin Camii duvarlarında çeşitli Kuran ayetleri yazılmış tabloları vardır.
Roma Hipodromu ve Kalıntılar: Antik Hipodrom, Sultanahmet Camii’nin hemen önündeki meydanda bulunmaktaydı. Hipodrom Bizans’ta şiddet de içeren yarışmaların gerçekleştiği sosyal yaşamın merkezi idi. Hipodrom’un yakınında Theodosius’un Dikilitaş’ı, Bronz Serpantin sütunu ve Konstantin Sütunu gibi görkemli günlerden kalma diğer eserler de keşfedilmeyi bekliyor.
Önemli Not: Ayasofya Pazartesi günleri, Topkapı Sarayı salı günleri, Kapalıçarşı pazar günleri kapalıdır. Turunuz bu günlerden birinde ise, Ayasofya ve Topkapı Sarayı müzesi yerine Yerebatan Sarnıcı’nı, Grand Baazar yerine Mısır Çarşısı’nı ziyaret etmenizi öneriyoruz.

İstanbul Şehir Turu

3. Gün – Gelibolu Turu

(Kahvaltı dahil)
Kahvaltıdan sonra Çanakkale’de savaş alanlarını ziyaret için Gelibolu’ya yola çıkıyoruz. İki saat yolculuktan sonra bir mola yerinde 20 dakika soluklanıyoruz. Gelibolu’ya saat 12.00 civarında geliyoruz ve önce öğle yemeği yiyoruz, biraz dinlenip Çanakkale savaşlarının yaşandığı bölgeye geçiyoruz. Kabatepe Müzesi, Ariburnu Mezarlığı ve Anzak Koyu ilk durakları, bu bölge savaşların başladığı ve en kanlı çatışmaların yaşandığı yerde bulunmakta. Daha sonra Plaj Mezarlığı, Şelale Vadisi ve Tapa Yaylası’nı ziyaret ediyoruz. Turdan sonra gecelemek üzere Çanakkale’deki otelimize geçiyoruz.

Gelibolu Turu

4. Gün – Truva – Bergama – Kuşadası

(Kahvaltı dahil)
Truva’ya 30 dakikalık bir yolculuk için kahvaltıdan sonra yola koyuluyoruz. Truva Atı’nın ve Truvalı Helen’in ev sahipliği yaptığı Truva’nın ünlü arkeolojik ve mitolojik bölgesini ziyaret ediyoruz. Truva turundan sonra Bergama’ya arabayla 3 saat var yol gidiyoruz. 13.00 civarında öğle molası ve öğle yemeğinden sonra Bergama’nın muhteşem akropolisini gezmek için yola çıkıyoruz. Antik kentin etkileyici tapınakları ve kütüphanesi o zamanlar ünlü bir kültürel ve politik merkez olmuştur. Bergama mücevher, taş ve gümüş işçiliği konusunda ünlü bir merkezdir. Bu yüzden yolda 30 dakika süresince bu el işçiliğinin yapıldığı bir üretim ve satış yerini ziyaret edeceğiz. 18:00’da Kuşadası’na varıp geceyi geçireceğimiz otelimize yerleşiyoruz.

Truva – Bergama – Kuşadası

5. Gün – Kuşadası – Efes

(Kahvaltı dahil)
Otelden sizi aldıkdan sonra, ilk olarak Efes’i rehber eşliğinde geziyoruz. Hem Helenistik hem de Roma döneminde, doğu dünyanın en önemli liman ve kültür merkezi olan Efes; bugün ayakta olan kalıntılarıyla insanları büyülemeye devam ediyor. Türkiye’nin en önemli antik şehirlerinden olan Efes, çok iyi korunmuş ve antik şehirler arasında en çok ziyaret edilen kent özelliğindedir. Efes antik kenti zamanın en önemli ticaret şehri olarak kabul edilmekteydi. Hala gerçek bir şehir gibi ayakta kalan binaları arasında Arcadian caddesi boyunca yürüyüş yapı, Görkemli Tiyatro, Mermer yol, Celsius Kütüphanesi, Curettes pazar yeri caddesi, Scholastic devlet agorası hamamları, Prytaneion ve Odeon’ı gibi zamanın önemli yapılarını keşfe çıkabilirsiniz. Şüphesiz bu deneyim Roma zamanlarında hayatın nasıl bir şey olduğunu deneyimlemek için dünyadaki en iyi yerdir. Turistik anlamda yaşanan yoğunluktan dolayı orta yoğunlukta insan kalabalığına sahip gerçek bir şehir gibi sokaklarındaki insan kalabalığı ile antik dönemlerdeki hali gibi kalabalık bir şehir görüntüsündedir. Bu biraz da, yakınlarda bulunan Meryem Ana Evi’nin mucizevi keşfinden kaynaklanıyor. Vatikan Meryem Ana Evi’ni Meryem Ana’nın son ikamet yeri olarak tanımış ve bu anlamda Hristiyanlar açısından önemli bir ziyaret merkezi haline gelmiştir. Ziyaret duraklarımızdan olan Artemis Tapınağı antik dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilmektedir. Görkemiyle ünlü bu yapı Tanrıça Artemis’e ithaf edilmişti.

Kuşadası – Efes

6. Gün – Kuşadası – Pamukkale

(Kahvaltı dahil)
Kahvaltıdan sonra Pamukkale’ye hareket ediyoruz. Pamukkale’nin insanı büyüleyen doğal oluşumlarını ve antik kent Hierapolis’in kalıntılarını ziyaret ediyoruz. Pamukkale’de şifalı termal sularda uzanıp yorgunluk atmak seçeneğini size bırakıyoruz.

Pamukkale-Hierapolis-Panaroma

7. Gün – Antalya tarihi

(Kahvaltı dahil)
Kahvaltıdan sonra, otobüsle Antalya’ya geçiyoruz. Antalya’ya vardıktan sonra, şehrin tarihi kesimindeki Kaleiçi, Saat Kulesi ve Hadrian Kapısı’nı ziyaret ediyoruz. Turumuzun sonunda gecelemek üzere Antalya’daki otelimize yerleşiyoruz.

Antalya tarihi turu

8. Gün – Antalya’dan İstanbul’a uçuş

(Kahvaltı dahil)
Kahvaltıdan sonra dönüş yolculuğu için sizi Antalya havaalanına transfer ediyoruz . Sizin için unutulmaz bir gezi olacağını ve sonraki Türkiye gezi planlarınız için tekrar bizi tercih edeceğinizi umuyoruz.

Antalya'dan İstanbul'a uçuş

Bilgi

  • İstanbul havaalanından transfer
  • Dönüş için Antalya havaalanına transfer
  • Antalya’dan İstanbul’a uçak bileti
  • İstanbul’da 2 gece konaklama
  • Çanakkale’de 1 gece konaklama
  • Kuşadası’nda 2 gece konaklama
  • Pamukkale’de 1 gece konaklama
  • Antalya’da 1 gece konaklama
  • Rehber eşliğinde İstanbul turları
  • Rehber eşliğinde Gelibolu turu
  • Rehber eşliğinde Truva turu
  • Rehber eşliğinde Bergama turu
  • Rehber eşliğinde Efes turu
  • Rehber eşliğinde Pamukkale turu
  • Rehber eşliğinde Antalya’nın tarihi yapılarına gezi
  • Tüm müze ve ören yerlerine giriş biletleri
  • Klimalı, sigara içilmeyen, konforlu araçlar
  • Profesyonel rehberlik hizmeti

 

  • Belirtilenler dışında uçak biletleri
  • İçecekler
  • Kişisel harcamalar
  • Bahşişler

 

  • 6 yaşa kadar çocuklar ücretsiz
  • 6-10 yaş arası %50 indirimli
  • 11 yaş üzeri tam ücret

    Talep üzerine fiyat